Psikoterapi, kelimelerin dolaşıma girdiği, bazen açıklayıcı bazen de açıklanamaz olanın çevresinde örülen bir ilişkidir. Bu ilişkide psikoterapistin sessizliği, çoğu zaman bir boşluk değil; anlamla yüklü bir alandır. Susmak, nötr olmak ya da herhangi bir konuda konuşmamak, yalnızca konuşmamanın değil; belirli bir etik, yapısal ve kuramsal konumlanışın göstergesidir.
Psikoterapide Sessizlik Ne Anlama Gelir?
Terapist, danışanın hayatına dair doğruyu bilen, yön gösteren ya da öneride bulunan kişi değildir. Bu nedenle terapist, ne yapmanız gerektiğini söylemeye değil, neyin içsel olarak sizin için mümkün olabileceğini birlikte duymaya alan açar.
Terapistin sessizliği, terapötik ilişkiye kendi değerlerini, inançlarını ya da kanaatlerini taşımamayı da içerir. Terapi odasında doğru ya da yanlış yoktur; yalnızca kişinin deneyimi ve o deneyimin açtığı anlamlar vardır.
Bir Terapist Neye Susar?
Psikanalitik yaklaşımda terapist, bileni oynayan bir figür değildir. Bilinçdışının konuşabilmesi için terapistin her söylenene hızlıca bir anlam yüklememesi gerekir. Çünkü bazı şeyler, ancak henüz anlamlandırılmadığında — kelimeler eksik, cümleler yarım kaldığında — duyulur hale gelir. Terapistin hemen cevap vermemesi, danışanın kendi sözünü kurmasına ve o sözün içinde kendisini duymasına olanak tanır.
Terapistin sessizliği, danışanın söze başlamasını bekleyen değil; söylenemeyenlerin, dilin kenarına takılanların fark edilmesine olanak tanıyan bir sessizliktir. Bazen bu suskunluk, danışanı rahatsız eder; bazen de onu kendi sesiyle tanıştırır.
Sessizliğin Etik Boyutu
Terapi odasında kişi yalnızca kendini anlatmaz; kimi zaman suçlulukla, utançla ya da pişmanlıkla da konuşur. Terapistin sessizliği, bu duyguların üzerinde yargılamadan durabilmeyi ve danışanın kendini anlamaya cesaret edebilmesini sağlar.
Psikanalitik perspektif açısından terapist, öznenin arzusunun nesnesi haline gelmemeye dikkat eder. Sessizlik, analistin arzusunu geri çekerek danışanın arzusu üzerine düşünmesini mümkün kılar. Bu, terapistin kendi arzusuna da — bilinçdışı olarak — susması anlamına gelir.
Sözü Çağıran Sessizlik
Terapistin sustuğu yer, çoğu zaman terapiyi dönüştüren yerdir. Bu sessizlik, edilgen bir boşluk değil; sözü, duyguyu ve düşünceyi çağıran bir eşiktir. O eşikte kişi, yalnızca dinlenmediğini değil, duyulduğunu da hisseder.
Varoluşçu psikanalitik yaklaşım, danışanın kendi öyküsünü kurmasına alan tanıyan bir çerçeve sunar. Bu çerçevede sessizlik, terapinin yapı taşlarından biridir; içeriği yapılandıran ve duyguya alan açan bir öğedir.
Bursa Nilüfer’de bireysel psikoterapi
Bireysel psikoterapi sürecinizle ilgili sorularınız için iletişime geçebilirsiniz. İlk görüşme hakkında daha fazla bilgiye de bakabilirsiniz.
