Bulutların arasında ay (Ciocan Ciprian / Unsplash)
Danışanlar seansa sık sık bir rüyayla gelir ve çoğu zaman aynı soruyu sorar: bunun bir anlamı var mı? Popüler kültür bu soruya iki uçtan yanıt verir. Bir uçta her imgeye sabit bir karşılık atayan rüya tabirleri, diğer uçta rüyayı uyku sırasındaki rastgele sinirsel gürültü sayan görüş yer alır. Psikanalizin konumu ikisinden de farklıdır.
Psikanalizde rüya, tesadüfi bir zihinsel atık değil, anlam taşıyan ruhsal bir üretimdir. Freud’un klasik formülüyle rüya yorumu, bilinçdışına giden kral yoludur [1]. Ancak bu anlamın nasıl bulunacağı konusunda psikanaliz, rüya tabirlerinin tam karşısında durur: anlam hazır bir sözlükte değil, rüyayı görenin kendi çağrışımlarında aranır.
İçindekiler
- Freud: Rüya Bir Dileğin Gerçekleşmesidir
- Rüya İşi: Yoğunlaştırma ve Yer Değiştirme
- Bilim Rüyalar Hakkında Ne Söylüyor?
- Klinikte Rüya Nasıl Çalışılır?
- Sıkça Sorulan Sorular
- Kaynakça
Freud: Rüya Bir Dileğin Gerçekleşmesidir
Freud’un 1900 tarihli Düşlerin Yorumu’ndaki temel tezi şudur: rüya, çoğu zaman kılık değiştirmiş biçimde, bir dileğin gerçekleşmesidir [1]. Gündüz bilince kabul edilmeyen istekler, uykuda denetimin gevşemesiyle ifade alanı bulur; ama doğrudan değil, sansürden geçerek. Bu yüzden Freud rüyanın iki düzeyini ayırır: hatırlanan ve anlatılan görünür içerik ile onun ardındaki örtük rüya düşünceleri. Yorum çalışması, görünür içerikten örtük düşüncelere doğru ilerler.
Rüyanın hammaddesi çoğu zaman sıradandır: Freud’un gündüz kalıntıları dediği, o güne ait önemsiz görünen izlenimler [1]. Rüya bu kalıntıları alır ve bilinçdışı isteklerle birleştirerek yeni bir kumaş dokur. Önemsiz bir ayrıntının rüyada merkeze yerleşmesi bu yüzden yanıltıcıdır; vurgu, sansürün gereği olarak yer değiştirmiştir.
Rüya İşi: Yoğunlaştırma ve Yer Değiştirme
Freud, örtük düşünceleri görünür içeriğe çeviren işlemleri rüya işi olarak adlandırır ve başlıca mekanizmalarını tanımlar: yoğunlaştırma, tek bir imgenin birden çok düşünceyi ve kişiyi aynı anda taşımasıdır; yer değiştirme, duygusal ağırlığın asıl önemli ögeden önemsiz görünen bir ögeye kaymasıdır; buna düşüncelerin görsel imgelere çevrilmesi ve uyanırken rüyaya tutarlılık kazandıran ikincil işleme eklenir [1].
Lacan bu mekanizmalarda dilin yapısını görür. Bilinçdışının dil gibi yapılandığı tezi çerçevesinde, yoğunlaştırmayı metafora, yer değiştirmeyi metonimiye karşılık gelecek biçimde okur [2]. Bu okumanın klinik sonucu önemlidir: rüya, çözülecek bir şifre olmaktan çok okunacak bir metindir; ve her metin gibi, sahibinin diline, tarihine ve söz dağarcığına aittir. Bilinçdışı üzerine yazıda bu yapının genel çerçevesini ele almıştık.
Bilim Rüyalar Hakkında Ne Söylüyor?
Güncel araştırmalar rüyanın rastgele gürültü olduğu görüşünü desteklememektedir. Solms’un nöropsikolojik çalışmaları, rüya görmenin REM uykusundan ayrışabildiğini ve ön beynin motivasyon devrelerine bağlı olduğunu göstermiştir [3]; rüyayı üreten sistemlerin istek ve motivasyonla ilişkili devreler olması, psikanalizin rüyaya yüklediği anlamla uyumlu biçimde yorumlanmıştır. Uyku araştırmalarında ise REM uykusunun duygusal anıların işlenmesindeki rolü gösterilmiş, bu işlev literatürde gece terapisi benzetmesiyle anılmıştır [4].
Bir ihtiyat notu gereklidir: nörobilim ile psikanaliz aynı soruyu sormaz. Biri rüyanın hangi mekanizmalarla üretildiğini, diğeri rüyanın o kişi için ne söylediğini sorar. Mekanizma bilgisi anlamın yerini tutmaz; ama iki alanın bulguları, rüyanın ciddiye alınmayı hak eden bir ruhsal etkinlik olduğunda birleşir.
Klinikte Rüya Nasıl Çalışılır?
Psikanalitik çalışmada rüya sözlüğü kullanılmaz. Aynı imge iki kişide aynı anlama gelmez; yılan, su ya da düşmek gibi imgelerin sabit karşılıkları olduğu fikri, psikanalitik yöntemin tam tersidir. Freud da hazır sembol karşılıklarına ihtiyatla yaklaşır; yorumun temeli, rüya sahibinin kendi çağrışımlarıdır [1]. Klinikte rüya anlatılır ve ardından rüyanın ögeleri üzerinden serbest çağrışım yapılır: bu imge size neyi düşündürüyor, bu kişi aklınıza kimi getiriyor, bu mekan nereye benziyor. Anlam, bu çağrışımların içinden, çoğu zaman beklenmedik bir yerden çıkar.
Tekrarlayan rüyalar ayrıca dikkate değerdir; aynı rüyanın geri gelmesi, işlenmemiş bir içeriğin işlenme talebi olarak okunabilir. Travma sonrası kabuslar ise ayrı bir çerçevede değerlendirilir ve klinik değerlendirme gerektirir. Gece ile bastırılan içerik arasındaki ilişkiyi gece anksiyetesi üzerine yazıda ele almıştık; rüya, aynı gecenin öteki yüzüdür.
Pratik açıdan şu yeterlidir: rüyayı uyanır uyanmaz kısaca not etmek ve seansa getirmek. Doğru yorumu bulma kaygısı gerekmez; psikanalitik çalışmada rüya, çözülecek bir bilmece olmaktan çok dinlenecek bir sözdür. Anlamı sözlükte değil, sahibinin çağrışımlarında aranır.
Sıkça Sorulan Sorular
Rüyaların gerçekten anlamı var mıdır?
Psikanalize göre vardır: rüya, bilinçdışı isteklerin ve işlenmemiş içeriğin kılık değiştirmiş ifadesidir. Güncel araştırmalar da rüyanın rastgele gürültü olmadığını, motivasyon ve duygu işleme sistemleriyle ilişkili bir etkinlik olduğunu göstermektedir. Ancak anlam kişiye özgüdür; genel geçer karşılıklar taşımaz.
Rüya tabirleri ve rüya sözlükleri doğru mudur?
Psikanalitik açıdan hayır. Rüya tabirleri her imgeye sabit bir anlam atar; oysa aynı imge iki kişide bambaşka anlamlar taşır. Yorumun temeli, rüyayı görenin kendi çağrışımlarıdır. Hazır sembol kataloğu, kişinin kendi sözünün yerine başkasının şablonunu koyar; bu da anlamı açmaz, kapatır.
Tekrarlayan rüyalar neden olur?
Tekrarlayan rüya, işlenmemiş bir ruhsal içeriğin işlenme talebi olarak okunabilir; zihin, yerine oturmamış bir meseleyi gündemde tutmaktadır. Travma sonrası tekrarlayan kabuslar ise ayrı bir çerçevede ele alınır ve klinik değerlendirme gerektirir.
Terapide rüya anlatmak zorunlu mudur?
Zorunlu değildir; rüya hatırlamayan ya da anlatmak istemeyen kişiyle de çalışılır. Ama getirilen rüya değerli bir malzemedir: bilinçdışı içeriğe, gündelik konuşmanın açamadığı bir kapıdan ulaşır. Rüyayı not edip seansa getirmek, üzerinde birlikte çağrışım yapmak için yeterlidir.
Kaynakça
- Freud, S. (1900). Düşlerin Yorumu. Türkçesi: çev. E. Kapkın, Payel Yayınları, 2 cilt. [İng.: The Interpretation of Dreams, Standard Edition, C. IV-V]
- Lacan, J. (1957/2006). The Instance of the Letter in the Unconscious. Écrits: The First Complete Edition in English içinde (çev. B. Fink). W. W. Norton.
- Solms, M. (2000). Dreaming and REM sleep are controlled by different brain mechanisms. Behavioral and Brain Sciences, 23(6), 843-850. doi.org/10.1017/S0140525X00003988
- Walker, M. P. & van der Helm, E. (2009). Overnight therapy? The role of sleep in emotional brain processing. Psychological Bulletin, 135(5), 731-748. doi.org/10.1037/a0016570
Psikoterapi süreci hakkında:
Bireysel psikoterapi nasıl işler?
Psikoterapiye başlamak: kimler için, ne zaman?
İlk görüşme nasıl geçer?
