Terapi Gerçekten İşe Yarar mı? Neyin İşe Yaradığını Belirleyen Şey

Sıcak ışıklı odada koltuk

Terapiye başlamayı düşünen pek çok kişinin aklındaki en pratik soru şudur: bu gerçekten işe yarıyor mu? Soru yerindedir. Terapi zaman, emek ve çoğu zaman para gerektirir; kişinin bunu üstlenmeden önce karşılığında bir şey olup olmadığını sorması doğaldır. Bu yazıda iki şeyi ayrı ayrı ele alacağım: psikoterapinin etkili olduğuna dair araştırma ne diyor, ve psikanalitik açıdan “işe yaramak” tam olarak ne demek.

İçindekiler

Araştırma Ne Diyor?

Psikoterapinin etkililiği, psikolojinin en çok araştırılmış konularından biridir. Smith ve Glass’ın 1977 tarihli öncü meta-analizi, yüzlerce çalışmayı bir araya getirerek terapi görenlerin önemli bir bölümünün, görmeyenlere kıyasla daha iyi sonuçlar elde ettiğini gösterdi [1]. Bu bulgu, sonraki kırk yılda defalarca ve farklı yöntemlerle doğrulandı. Bugün artık tartışılan soru “terapi işe yarıyor mu” değil, “neyin nasıl işe yaradığı”dır.

Psikanalitik ve psikodinamik yönelimli terapiler için de kanıt birikmiştir. Shedler’in Amerikan Psikoloji Derneği dergisinde yayımlanan derlemesi, psikodinamik psikoterapinin etki büyüklüklerinin diğer kanıta dayalı yaklaşımlarla karşılaştırılabilir olduğunu ortaya koyar; üstelik dikkat çekici bulgu şudur: kazanımlar terapi bittikten sonra kaybolmamakta, tersine artmaya devam etmektedir [2]. Uzun süreli psikodinamik terapi için JAMA’da yayımlanan meta-analiz, özellikle karmaşık ve süreğen güçlüklerde anlamlı bir etki bildirir [3].

Araştırmaların ortaklaştığı önemli bir nokta da şudur: terapinin işe yaramasında belirleyici olan tek başına yöntem değildir. Wampold’un çalışması, farklı terapi yöntemlerinin etkililiğinde ortak etkenlerin, özellikle terapötik ilişkinin niteliğinin merkezi rol oynadığını gösterir [4]. Yani “hangi yöntem” sorusu kadar, “kiminle ve nasıl bir ilişki içinde” sorusu da belirleyicidir.

Bir nokta daha eklenmelidir: farklı güçlükler farklı yaklaşımlara farklı yanıt verir. Cuijpers ve arkadaşlarının çalışmaları, kimi durumlarda psikoterapinin, kimi durumlarda ilaç tedavisinin, pek çok durumda ise ikisinin birlikte kullanılmasının en iyi sonucu verdiğini gösterir [6]. Yani “terapi işe yarar mı” sorusu çoğu zaman tek başına değil, “hangi güçlük için, hangi yaklaşımla” sorusuyla birlikte düşünülmelidir.

Bir Uyarı: İstatistik ile Birey

Bu bulgular güçlüdür; ama bir sınırı vardır. Hiçbir araştırma tek tek kişiler adına konuşamaz. İstatistik ortalamanın bilgisidir; her terapi süreci ise kendi seyrini izler. “Terapi işe yarar” demek, “her terapi herkeste aynı sonucu verir” demek değildir. Sonucu belirleyen şey, kişinin getirdiği mesele, terapistle kurulan ilişki ve sürecin kendine özgü gidişatıdır. Bu yüzden araştırma sorunun bir yarısını yanıtlar; öbür yarısı, “işe yaramak” derken neyi kastettiğimizdir.

Psikanaliz İçin “İşe Yaramak” Ne Demek?

Burada bir ayrım gerekir. Eğer “işe yaramak” yalnızca bir belirtinin hızla yok olması olarak tanımlanırsa, psikanalitik çalışma bu vaadi vermez ve vermemelidir. Psikanalitik bakışta belirti çoğu zaman bir mesajdır; yalnızca bastırılırsa, taşıdığı çatışma başka bir yerden yeniden belirebilir. Bu yüzden psikanalizin hedefi, belirtiyi aceleyle susturmak değil, kişinin kendisiyle, kendi tarihiyle ve tekrarlayan örüntüleriyle başka bir ilişki kurmasıdır.

Freud, tekniğe dair metinlerinin birinde, değişimin neden zaman aldığını açıklar: bir örüntüyü fark etmek, yani içgörü, tek başına onu değiştirmeye yetmez; direncin üzerinde zamanla ve emekle çalışmak gerekir, buna derinlemesine çalışma denir [5]. Bu çerçevede “işe yaramak”, kişinin aynı çıkmaza her seferinde aynı biçimde düşmek zorunda olmadığını fark etmesi, kendi arzusuyla ve sınırlarıyla daha az çatışmalı bir ilişki kurmasıdır. Bu tür bir değişim hızlı değildir; ama kalıcıdır, çünkü bir belirtinin örtülmesine değil, anlaşılmasına dayanır.

Bunu somut bir örnekle düşünmek mümkün. İlişkilerinde sürekli aynı çıkmaza düşen biri terapiye çoğu zaman “bu kez farklı biriyle oldu ama yine aynı yere geldim” diye gelir. İşe yaramak, bu kişinin bir anda kusursuz ilişkiler kurması değildir; aynı çıkmaza yaklaştığında bunu fark edebilmesi, eskiden otomatik olarak yaptığı şeyi bu kez bir an durup görebilmesidir. Değişim çoğu zaman büyük bir kopuş olarak değil, bu küçük fark etme anlarının birikmesi olarak gelir.

Terapi Ne Zaman İşe Yaramaz?

Dürüstlük, terapinin her zaman ve herkeste işe yaramadığını da söylemeyi gerektirir. Bunun birkaç tipik nedeni vardır. Birincisi uyumdur: danışan ile terapist arasında güvene dayalı bir çalışma ilişkisi kurulamazsa, yöntem ne olursa olsun süreç ilerlemez. Araştırmaların terapötik ilişkiye yaptığı vurgu bunun tersinden de okunabilir; ilişki kurulamadığında etki zayıflar. İkincisi beklentidir: terapiyi, kişinin hiçbir şey yapmadan belirtilerinin geçeceği edilgen bir tedavi gibi bekleyen biri çoğu zaman hayal kırıklığına uğrar, çünkü psikoterapi ortak bir çalışmadır. Üçüncüsü zamanlamadır: kişinin yaşamı tümüyle bir kriz içindeyken ya da temel bir güvenlik eksikken, derinlemesine bir çalışma için zemin henüz oluşmamış olabilir.

Bu nedenle bir süreç ilerlemiyorsa ilk yapılacak şey umudu kesmek değil, bunu açıkça konuşmaktır. Çoğu zaman tıkanmanın kendisi üzerinde çalışılabilecek değerli bir malzemedir; bazen de doğru karar, başka bir terapist ya da başka bir çerçeve aramaktır. “Bana iyi gelmedi” demek, “terapi işe yaramaz” demek değildir; çoğu zaman uyumun, beklentinin ya da zamanlamanın gözden geçirilmesi gerektiğini gösterir.

Dürüst bir çerçeve şudur: terapi sihir değildir ve garanti vermez. Ama iyi yürüyen bir süreç, kişiye yeni bir şey kazandırır; çoğu zaman kişide kendi kendine işlemeye devam eden bir düşünme ve anlama biçimi bırakır. Sürecin nasıl başladığını ilk görüşmeyi anlattığım yazıda, sürece başlamanın koşullarını ise ayrı bir yazıda bulabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Terapinin bilimsel kanıtı var mı?

Var. Psikoterapinin etkililiği psikolojinin en çok araştırılmış konularından biridir; yüzlerce çalışmayı birleştiren meta-analizler terapi görenlerin görmeyenlere kıyasla daha iyi sonuçlar elde ettiğini gösterir. Psikodinamik ve psikanalitik yönelimli terapilerin etki büyüklüklerinin diğer kanıta dayalı yaklaşımlarla karşılaştırılabilir olduğu, kazanımların terapi sonrasında da sürdüğü hakemli derlemelerde gösterilmiştir.

Terapi herkeste işe yarar mı?

Araştırmalar ortalama düzeyde güçlü bir etki gösterir; ama hiçbir bulgu tek tek kişiler adına konuşamaz. Sonucu belirleyen şey kişinin getirdiği mesele, terapistle kurulan ilişki ve sürecin kendine özgü gidişatıdır. Terapinin işe yaramasında yöntem kadar, kurulan terapötik ilişkinin niteliği de belirleyicidir.

Terapi ne zaman işe yaramaz?

Terapi, belirtiyi aceleyle susturma beklentisiyle ele alındığında çoğu zaman yarım kalır; çünkü bastırılan çatışma başka bir yerden yeniden belirebilir. Ayrıca terapötik ilişkinin kurulamadığı, uyumun oturmadığı durumlarda süreç ilerlemeyebilir. Bu durumda terapistle açıkça konuşmak ya da gerekirse başka bir çerçeve aramak yerinde olur.

Psikanalitik terapi ne kadar sürede işe yarar?

Psikanalitik çalışmada değişim hızlı değildir; çünkü hedef belirtiyi örtmek değil, anlamaktır. Freud’un derinlemesine çalışma dediği süreç zaman ister. Süre kişiye ve meseleye göre değişir. Buna karşılık bu tür bir değişim genellikle daha kalıcıdır, çünkü bir belirtinin geçici olarak hafiflemesine değil, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin dönüşmesine dayanır.

Kaynakça

  1. Smith, M. L. & Glass, G. V. (1977). Meta-analysis of psychotherapy outcome studies. American Psychologist, 32(9), 752-760. doi.org/10.1037/0003-066X.32.9.752
  2. Shedler, J. (2010). The efficacy of psychodynamic psychotherapy. American Psychologist, 65(2), 98-109. doi.org/10.1037/a0018378
  3. Leichsenring, F. & Rabung, S. (2008). Effectiveness of long-term psychodynamic psychotherapy: A meta-analysis. JAMA, 300(13), 1551-1565. doi.org/10.1001/jama.300.13.1551
  4. Wampold, B. E. (2015). How important are the common factors in psychotherapy? An update. World Psychiatry, 14(3), 270-277. doi.org/10.1002/wps.20238
  5. Freud, S. (1914). Hatırlama, Tekrarlama ve Derinlemesine Çalışma. [İng.: Remembering, Repeating and Working-Through, Standard Edition, C. XII, s. 145-156]
  6. Cuijpers, P., Sijbrandij, M., Koole, S. L. ve ark. (2014). Adding psychotherapy to antidepressant medication in depression and anxiety disorders: A meta-analysis. World Psychiatry, 13(1), 56-67. doi.org/10.1002/wps.20089

Similar Posts