Psikanaliz

Psikanaliz, bilinçdışı süreçlerin ve erken deneyimlerin bugünkü duygu ve davranışlar üzerindeki etkisini çalışır. Merkezinde dil vardır: insanın anlamı nasıl ürettiği, o anlamı nasıl yaşadığını da belirler. Psikanalitik yönelimli görüşmeleri Bursa Nilüfer’deki kliniğimde yüz yüze, ayrıca online yürütüyorum.

Psikanaliz

Çalışmanın aracı bir teknik değil, konuşmanın kendisidir. Kişi konuştukça, farkında olmadan içine yerleştiği anlatıyı duymaya başlar.

Çalışmanın Çerçevesi

Hepimiz kendimizi bir anlatının içinde kurarız. O anlatı çoğu zaman bize ait değildir; bizden önce söylenmiş sözlerden, ailenin sessizliklerinden, sürekli tekrarlanan birkaç cümleden devralınır. Farkında olmadan onun içine yerleşiriz. Ne isteyebileceğimizi, neyi yapabileceğimizi, kim olduğumuzu çoğu zaman o anlatının sınırları belirler.

Psikanalitik çalışma bu anlatının nasıl kurulduğunu söker. Dil sürçmeleri, rüyalar, unutmalar, tekrar eden ilişki biçimleri ve görüşmelerde kurulan ilişkide canlanan aktarım bu çalışmanın malzemesidir. Bunlar rastgele ayrıntılar değil, anlatının dikiş yerleridir.

Belirti, susturulacak bir arıza değildir. Yatışmayan bir kaygı, tekrar eden düşünceler ya da karşılığı bulunamayan bedensel bir yakınma; çoğu zaman söze dökülememiş bir şeyin bulduğu ifadedir. Çalışma, belirtiyi hızla ortadan kaldırmayı değil, neyi söylemeye çalıştığını duymayı hedefler.

Çalışmanın sırayla işlenecek konuları yoktur; yönünü kişinin sözü belirler. Konuşma ilerledikçe çoğu kez şu soru belirir: bu hayatı kimin sözüyle yaşıyorum?

Neyle Çalışılır

Başvuru nedenleri değişir: dinmeyen bir kaygı, süregiden bir çökkünlük, bir kayıptan sonra kapanmayan yer, hep aynı biçimde biten ilişkiler, doktorların karşılığını bulamadığı bedensel şikâyetler, ne istediğini bilememe hâli. Bunları tanı başlıkları altında sıralamıyorum. Aynı adı taşıyan iki yakınma, iki ayrı kişide bambaşka şeyler söyler; çalışma yakınmanın adından değil, o kişide neye karşılık geldiğinden başlar.

Bazı başlıkları ayrı yazılarda ve sayfalarda ayrıntılandırdım: kaygı, çökkünlük, kayıp ve yas, bedensel belirtiler.

Dinleyenin Konumu

Psikanalitik çalışmada ben tavsiye veren bir uzman değil, dinleyen biriyim. Hazır yorum listesi, ödev ya da teknik uygulaması yoktur. Söylediğinizin ne anlama geldiğine ben karar vermem; anlam sizin sözünüzün içinden çıkar. Benim işim, o sözün takıldığı, tekrar ettiği ve sustuğu yerleri işaretlemektir.

Görüşmede kurulan ilişki bu yüzden yalnızca çalışmanın zemini değil, kendisidir. Devralınmış anlatı bu ilişkide de kurulmaya başlar; aktarım denen şey budur ve üzerine konuşulabildiği ölçüde en verimli malzemedir.

Çalışmanın Hedefi

Amaç, eksik kalmış bir potansiyeli tamamlamak değildir. Kişinin kendisi hakkında taşıdığı hazır anlatı çözüldükçe, yerine devralınmamış bir anlatı kurma imkânı açılır: biricik, sahiplenilebilen, sınırlarının farkında olunan yeni bir mit. Söz konusu olan, kişinin kendi hayatını nihayet kendi sözüyle anlatabilir hâle gelmesidir.

Bu iddialı bir hedeftir ve kendi zamanını ister. Bu yüzden kaç seans süreceği baştan bilinmez; süreyi belirleyen, kişinin kendi tarihiyle kurduğu ilişkidir.

Kimlerle Çalışıyorum

  • Aynı örüntünün tekrar ettiğini görüp nedenini bulamayanlar
  • Ne istediğini bilememe hâlinden yakınanlar
  • Kendisi hakkında anlattığı hikâyenin kendisine ait olmadığını sezenler
  • Belirtisinin yalnızca geçmesini değil, ne anlama geldiğini de merak edenler
  • Kısa süreli bir teknik yerine uzun soluklu bir çalışmaya açık olanlar

Bursa Nilüfer’deki kliniğimde bireysel görüşmeler kapsamında bu yaklaşımla çalışıyorum. Online görüşme seçeneği de var. Randevu için iletişim sayfasına bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Psikanalitik yönelimli çalışma nedir?

Psikanalizin kavramlarını ve dinleme biçimini temel alan bir görüşme pratiğidir. Bilinçdışı süreçleri, erken deneyimleri, savunmaları ve aktarımı konuşma üzerinden ele alır. Bu çalışmanın merkezinde dil vardır: kişinin kendisi hakkında kurduğu anlatı, neyi yaşayabileceğini de belirler. Çalışma bu anlatının nasıl kurulduğunu açar.

Psikanalitik çalışma BDT’den nasıl farklıdır?

Bilişsel davranışçı terapi (BDT) belirli düşünce ve davranış kalıplarını yapılandırılmış tekniklerle değiştirmeyi hedefler; süresi ve gündemi baştan bellidir. Psikanalitik çalışmada ise belirti, değiştirilecek bir kalıp değil, okunması gereken bir mesajdır. Bu yüzden seansların hazır bir programı yoktur ve süre baştan bilinmez. İki yaklaşım farklı sorular sorar: biri “bu düşünce nasıl değişir”, diğeri “bu belirti neyi söylüyor”.

Psikanalitik çalışmada hangi temalar ele alınır?

Çalışmanın çekirdeğinde bilinçdışı ve dil vardır; temalar oradan çıkar. Rüyalar, dil sürçmeleri, tekrar eden ilişki biçimleri, arzunun ve kaygının aldığı biçimler üzerinde durulur. Önceden belirlenmiş bir konu listesi yoktur; neyin gündeme geleceğini kişinin kendi sözü belirler.

Psikanalitik çalışma kimler için uygundur?

Kendini tekrarlayan duygusal ve ilişkisel örüntüleri anlamak isteyen, kendisi hakkında anlattığı hikâyenin kendisine ait olmadığını sezen ve uzun soluklu bir çalışmaya açık olan kişiler için uygundur. Hızlı ve tarifli bir çözüm arayan biri için bu çalışma yorucu gelebilir; süre baştan bilinmez ve gündemi seansın kendisi belirler.

Sürece Başlamak İçin

Görüşmelerin pratik çerçevesini ve nasıl ilerlediğini aşağıdaki sayfalardan öğrenebilirsiniz: