Siste bir yol (Sinthujan Thangavelu / Unsplash)
Bir kayıptan sonra gelen çökkünlüğün yasa mı yoksa depresyona mı işaret ettiği, klinikte sık karşılaşılan bir sorudur. İki tablo dışarıdan bakıldığında benzeşir: keyifsizlik, uyku ve iştah değişiklikleri, ilgi kaybı, içe çekilme. Bu benzerlik yüzünden yas kimi zaman aceleyle depresyon olarak adlandırılır; kimi zaman da gerçek bir depresyon, yas sayılarak normalleştirilir.
Kısaca tanımlamak gerekirse: yas, kayba verilen doğal ruhsal yanıttır; acı vericidir ama hastalık değildir ve çoğu insanda kendi seyrinde işlenir. Depresyon ise kayıpla tek başına açıklanamayan, kendilik değerini de içine alan ve süreklilik gösteren klinik bir tablodur. Ayrımın ölçütleri hem psikanalitik kuramda hem güncel klinik literatürde açıktır.
İçindekiler
- Freud’un Ayrımı: Yas ve Melankoli
- Yas ve Depresyon Nasıl Ayırt Edilir?
- Psikanalitik Açıdan Ayrımın Anlamı
- Ne Zaman Destek Almalı?
- Sıkça Sorulan Sorular
- Kaynakça
Freud’un Ayrımı: Yas ve Melankoli
Bu ayrımın temel metni Freud’un 1917 tarihli Yas ve Melankoli çalışmasıdır [1]. Freud iki durumun belirtilerinin büyük ölçüde örtüştüğünü kabul eder ve ayrımı tek bir noktada toplar: yasta dünya fakirleşmiş ve boşalmıştır; melankolide ise fakirleşen, benliğin kendisidir. Yas tutan kişi kaybettiğinin yeri doldurulamazlığıyla uğraşır, ama kendi değerine ilişkin yargısı genellikle yerinde kalır. Melankolide tablo farklıdır: kişi kendini değersiz, suçlu, cezayı hak etmiş görür; kendine yönelik suçlamalar ön plandadır.
Freud’un ikinci gözlemi bu suçlamaların yönüne ilişkindir. Melankolideki kendine yönelik sitemler, dikkatle dinlendiğinde, çoğu zaman kaybedilen nesneye yönelik sitemlerdir; kayıpla ilişki bilinçdışında benliğe taşınmış, nesneye söylenemeyen benliğe söylenir olmuştur [1]. Üçüncü gözlem yasın statüsüne ilişkindir: Freud yası hastalık saymaz; zamanla işleneceğini, müdahalenin çoğu durumda gereksiz olduğunu belirtir. Yas çalışması, bağlanmanın kayıp nesneden parça parça geri çekilmesidir; zaman ve ruhsal emek ister. Bu sürecin niteliğini geçmişi unutamamak üzerine yazıda ele almıştık.
Yas ve Depresyon Nasıl Ayırt Edilir?
Güncel klinik literatür Freud’un ayrımıyla büyük ölçüde uyumludur. Zisook ve Shear’ın derlemesine göre yasta acı dalgalar halinde gelir; kayıpla ilgili anılar ve hatırlatıcılarla tetiklenir, dalgaların arasında olumlu duygulara yer kalır. Depresyonda ise çökkünlük süreklidir ve belirli bir içeriğe bağlı olmaksızın yaygındır [2]. İkinci ölçüt kendilik değeridir: yasta genellikle korunur; depresyonda değersizlik ve suçluluk duyguları tablonun merkezindedir [2]. Üçüncü ölçüt seyirdir: yas tipik olarak zamanla yumuşar ve kişi kayıpla yaşamayı öğrenir; depresyon kendi haline bırakıldığında çoğu zaman yumuşamaz.
Yasın kendisi de her zaman kendi seyrinde ilerlemez. Yoğun acının on iki ayı aşarak sürdüğü, günlük işlevselliği bozduğu ve hayatın kaybın etrafında donduğu tablolar için literatürde uzamış yas kavramı kullanılır [3]. Bu tablo hem olağan yastan hem depresyondan ayrı ele alınır ve kendine özgü bir klinik yaklaşım gerektirir [4]. Tanı sistemlerinin yası ne ölçüde tıbbileştireceği meslek içinde tartışılan bir konudur; ayrımın inceliği tam da bu yüzden önemlidir.
Psikanalitik Açıdan Ayrımın Anlamı
Psikanalitik bakışta ayrım bir belirti listesi karşılaştırmasından ibaret değildir; iki farklı ruhsal yapı söz konusudur. Yasta kişi neyi kaybettiğini bilir; kayıp, dış dünyadaki bir nesneye ilişkindir. Melankolide ise kişi neyi kaybettiğini çoğu zaman tam olarak bilemez; kaybın bir boyutu bilinçdışıdır ve kayıp, benliğin içine taşınmıştır [1]. Bu yüzden melankolide çalışılması gereken şey yalnızca kaybın kendisi değil, kişinin kaybettiğiyle kurduğu bilinçdışı ilişkidir.
Bu çerçevenin pratik bir sonucu vardır. Uzun süren her üzüntü depresyon değildir; yası aceleyle etiketlemek, kişinin kendi hızında yürüttüğü ruhsal çalışmayı kesintiye uğratabilir. Tersi de geçerlidir: kendine yönelik suçlamaların yerleştiği, değersizlik duygusunun benliği kapladığı bir tabloyu yas sayarak normalleştirmek, ihtiyaç duyulan desteği geciktirir. Ayrım, etiket koymak için değil, doğru yaklaşımı seçebilmek için gereklidir.
Ne Zaman Destek Almalı?
Şu işaretler değerlendirmeyi gerektirir: değersizlik ve suçluluk duygularının kayıpla sınırlı kalmayıp benliğe yerleşmesi; yaşamı sonlandırma düşüncelerinin belirmesi (bu durumda vakit kaybetmeden profesyonel ve tıbbi destek aranmalıdır); yoğun acının on iki ayı aşarak işlevselliği bozması; ya da yasın hiç yaşanamaması, duyguların tümüyle donması. Kayıp ve yas süreciyle psikanalitik çalışmanın çerçevesini kayıp ve yas sayfasında, depresyonla çalışmayı ayrı bir sayfada anlattım.
Psikanalitik açıdan ilke şudur: yas, hızlandırılması gereken bir arıza değil, tamamlanmasına alan açılması gereken bir çalışmadır. Depresyon ise kendi haline bırakılacak bir durum değil, dinlenmeyi ve anlaşılmayı bekleyen bir tablodur. İkisini ayırmak, ikisine de hak ettiği yanıtı verebilmenin ön koşuludur.
Sıkça Sorulan Sorular
Yas ne kadar sürer?
Yasın doğru bir süresi yoktur; seyir kişiye, kayba ve kayıpla kurulan ilişkiye göre değişir. Acı tipik olarak dalgalar halinde gelir ve zamanla yumuşar. Yoğun acının on iki ayı aşarak günlük işlevselliği bozması, sürecin kendi seyrinden çıktığına işaret edebilir ve değerlendirmeyi hak eder.
Yas depresyona dönüşebilir mi?
Dönüşebilir. Kayıp, yatkınlığı olan kişilerde depresyonu tetikleyebilir. Dikkat edilecek işaretler şunlardır: çökkünlüğün kayıpla ilgili anlardan bağımsız olarak sürekli hale gelmesi, değersizlik ve suçluluk duygularının benliğe yerleşmesi, hayattan alınan keyfin tümüyle ve kalıcı biçimde çekilmesi.
Yas ile depresyonun en önemli farkı nedir?
Freud’un formülü hâlâ en sade ayrımdır: yasta dünya fakirleşir ve boşalır; depresyonda fakirleşen benliğin kendisidir. Yas tutan kişinin kendilik değeri genellikle korunur; depresyondaki kişi kendini değersiz ve suçlu görür. Klinik gözlem de bu ayrımı destekler.
Yas sürecinde psikoterapi gerekli midir?
Çoğu yas için gerekli değildir; yas doğal bir süreçtir ve kendi seyrinde işlenir. Psikoterapi, yas uzadığında, hiç yaşanamadığında, depresyona kaydığında ya da kişi süreci tek başına taşıyamadığını hissettiğinde anlamlıdır. Amaç yası hızlandırmak değil, tamamlanmasına alan açmaktır.
Kaynakça
- Freud, S. (1917). Yas ve Melankoli. [İng.: Mourning and Melancholia, Standard Edition, C. XIV, s. 237-258]
- Zisook, S. & Shear, K. (2009). Grief and bereavement: what psychiatrists need to know. World Psychiatry, 8(2), 67-74. doi.org/10.1002/j.2051-5545.2009.tb00217.x
- Prigerson, H. G. ve ark. (2009). Prolonged grief disorder: Psychometric validation of criteria proposed for DSM-V and ICD-11. PLoS Medicine, 6(8), e1000121. doi.org/10.1371/journal.pmed.1000121
- Shear, M. K. (2015). Complicated grief. New England Journal of Medicine, 372(2), 153-160. doi.org/10.1056/NEJMcp1315618
Psikoterapi süreci hakkında:
Kayıp ve yas ile psikanalitik çalışma
Depresyonla psikanalitik çalışma
İlk görüşme nasıl geçer?
